Neden Bir Su Pınarı Kullanmalısınız?

Buzdolabını açtığınızda dışı buğulanmış pet su şişeleri görmek istemiyorsanız, içtiğiniz suyun sıcaklığını kontrol edebilmek ve hem hijyenik, hem de pratik bir şekilde su içmek istiyorsanız, bir su pınarı kullanmanın zamanı gelmiş demektir. Sanılanın aksine, su pınarları ofislere özgü cihazlar değiller. Evde de rahatlıkla kullanılabiliyorlar, aynı benim yaptığım gibi. Plastik bir pompaya basarak su doldurmaktan sıkıldıysanız ve o plastik pompaların kanserojen maddeler içerdiğini biliyorsanız, sizin de su sebili kullanmanız gerekiyor. Pratik, hijyenik, sağlıklı ve lezzetli: Suyunuz tüm bu özellikleri taşımalı.

Ne yazık ki, piyasadaki su sebillerinin çoğunun üretim kalitesi son derece düşük. Çoğu, maliyeti düşürmek için plastik hazneler ve bölmeler kullanıyor. Bu tarz su sebillerinden uzak durun, zira damacana sulara kıyasla hiçbir faydaları bulunmuyor. Hatta daha sağlıksız oldukları bile söylenebilir, zira plastik bölmeler kısa süre içinde kireç tutup suyun lezzetini değiştiriyor. Yeni su sebili mevzuatına uygun, paslanmaz çelikten imal edilmiş hazne ve bölmelere sahip sebiller tercih etmelisiniz: Uğur Soğutma tarafından üretilen USP 20 D, tüm bu özellikleri taşıyor. 

                                                        
Tek avantajı bu değil elbette, USP 20 D üç musluğa sahip. Bu durum zannettiğinizden daha önemli, zira sıcak ve soğuk su musluklarına ek olarak normal su musluğu bulundurması, hava sıcaklığı uygunsa suyu doğal sıcaklığında içmenizi sağlıyor. Sıcak/soğuk musluklarla oynayarak ideal su sıcaklığını yakalamaya çalışan (ve başaramayan) herkes, bu özelliği takdir edecektir. Soğuk su bölmesi saatte 5 litre, sıcak su bölmesi ise saatte 2 litre su kapasitesine sahip, yani en kalabalık ailelerin (veya ofislerin) bile ihtiyacını rahatlıkla karşılayabiliyor. Suyu 5 dereceye kadar soğutabilen, 85 dereceye kadar da ısıtabilen USP 20 D, tüm standart damacanalar ile uyumlu. Alt kısmında da kapalı bir muhafaza alanı bulunuyor: Benim yaptığım gibi, yedek damacanayı burada depolayabilirsiniz. Yaklaşık bir aydan beri kullandığım USP 20 D, tüm beklentilerini karşıladı ve uygun bir fiyata son derece kaliteli bir su sebili sahibi olmamı sağladı. Gönül rahatlığı ile tavsiye ettiğim bu modeli https://satis.ugur.com.tr/item/usp-20-d/100017 adresinden peşin fiyatına 12 taksitle satın alabilirsiniz. 

                                             

Bir boomads advertorial içeriğidir.

7 Aralık 2015 Pazartesi

CATRICE DEFINING BLUSH SUNROSE AVENUE ALLIK



Merhabalar!
Aralığın ikinci haftası oldu bile. Yavaş yavaş' dan geçtik hızlı hızlı sonlandırıyoruz artık 2015'i. Çam ağaçlarımızı süsledik, umutla ve huzurla bekliyoruz yeni yılı. Çam ağacımızın süslerinden esinlenerek bugün Türkiyeye yeni gelen bir markanın ürününden bahsetmek istiyorum. Catrice markası artık Rossmann mağazalarında satışta. Aslında bizlere çok yabancı bir marka sayılmaz Catrice. Essence markası ile birlikte Cosnova Güzellik Şirketi tarafından 2004 yılından beri üretimi gerçekleşmekte. Essence'in çok fazla ürününü denemedim ancak gözlemlerime dayanarak söyleyebilirim ki Catrice ambalajlarının sağlamlığı ve ürünlerinin pigmentasyonu açısından daha başarılı gözüküyor. Ben çok fazla allık kullanmam, sağolsun yanaklarım her mevsimde oldukça kızardığı için beni allıklardan uzak tuttu :) ancak bu markanın ilk görüşte en çok allıkları çekti beni kendine bir de ojeleri. Ojelerinden de bu hafta içinde yeni bir yazımda bahsedeceğim.  


Allığın bendeki rengi 080 Sunrose Avenue. Çeşitli renk seçenekleri, pembeler ve şeftaliler mevcuttu ama ben içinde kahverengilik barındıran bu rengini tercih ettim. Siz de cilt renginize uygun olanını seçerek kontürleme işlemini de bu allık ile gerçekleştirebilirsiniz. İçerisindeki ışıltı sizi korkutmasın, asla simli değil ve o şekilde ışıltılı bir parlama yapmıyor. Ciltte çok soft ve sedefli bir duruşu var. İçeriğindeki C ve E vitamini sayesinde de cilde dost bir ürün olarak gözüküyor. Bir baz ile desteklendiğinde bütün gün dağılmadan kalabilen bir ürüne göre fiyatı oldukça uygun, 13 TL.  Ben Real Techniques'in allık fırçası ile uyguladım, gayet kolay dağılıyor ve uygulamada bir sıkıntı vermiyor. Hani kimi allıkları yüzünüze değdirdiğiniz an oracıkta kalı verir ve kıpırdamadığı için dağıtamazsınız ya işte bu allık asla öyle bir tehlike içermiyor.
Bir allık için benim yapabileceğim betimlemelerin sonuna geldik :)
Catrice markasından yeni ürünler deneyimledikçe düşüncelerimi paylaşacağım.Başka bir gün başka bir ürün incelemesi ile görüşmek üzere.
Sıcak bir kahve, 
Sıcak bir pazartesi,
Keyifli ve bereketli işleriniz olsun.
Sevgiler,
EK

Aşağıdaki linke tıklayarak Gmail hesabınız ile bloğuma üye olmayı unutmayın:

1 Aralık 2015 Salı

KALYON TIRNAK VE TIRNAK ETi BAKIM YAGI


Merhaba Aralık! Merhaba kış severler :)
Havalar artık soğudu, cilt bakımımıza özen gösterdiğimiz gibi tırnaklarımıza da özen göstermemiz şart oldu. Kat kat soyulan ve cansızlaşan, güçsüzleşerek kırılan tırnaklarımıza her gün bir dakikamızı ayırabilirsek onlar da sağlıklı ve güzel görünebilirler.
Ben, bir süredir bir kaç kişiden methini duyduğum Pastel'in bakım yağının peşindeydim ama ne yaptım ne ettiysem bulamadım :) Top coat (son kat) olarak kullandığım ve memnun kaldığım Kalyon markasının bir de tırnak ve tırnak eti bakım yağına şans vermek istedim. Yaklaşık bir haftadır her gün tırnaklarıma fırça ile sürdükten sonra tırnak etlerine ve tırnaklara masaj yaparak yediriyorum. Keşke değişimi fotoğraflamak aklıma gelseydi ama şöyle söyleyebilirim ki; tırnaklarım da soyulmaktan yana eser kalmadı. İlginçtir ki sık oje sürmekten dolayı oluşan hafif sarartı bile yok oldu.
İçeriğinde E vitamini, jojoba, badem, lemon, ginseng ve nilüfer çiçeği ekstreleri mevcut. İçeriği sayesinde tırnak ve tırnak etlerini korumayı, nemlendirmeyi ve yenileyerek her zaman canlı kalmalarını sağlamayı vadediyor. Bıraktığı mis gibi kokusuda cabası. Ben işe yarayan bir ürün olmasını çok sevdim. İndirimsiz fiyatı 7.90 TL idi fakat indirim zamanı Gratis veya Watsons'lardan çok uygun bir fiyata satın alabilirsiniz. Kısaca kış aylarında cildimiz gibi  tırnaklarımızın da neme ihtiyaç duyduğunu unutmamamız lazım. Sizin tırnaklarınıza dair benimki gibi endişeleriniz varsa Kalyon'un tırnak ve tırnak eti bakım yağına bir şans verin derim.
Aralık ayı, seneye gerçekleştirmeyi planladığınız başlangıçlara hazırlanarak, verimli geçirebileceğiniz bir ay olsun.
Sevgiyle kalın,
EK

Aşağıdaki linke tıklayarak Gmail hesabınız ile bloğuma üye olmayı unutmayın:



26 Kasım 2015 Perşembe

JOHNSON'S BABY KOLAY SAÇ TARAMA SPREYi


Merhaba ışıldayan parlaklık!
Saçlarımızın karışıklığını açmak için mücadelemiz ilkokul yaşlarında başlar ve o saçlar uzun olduğu sürece devam eder :) Bir gün gelir, duştan çıktıktan sonra isyan eder, kestirip kurtulursunuz saçlarınızdan ama sizde kıyamayanlardansanız, benim gibi neliklerle uzattım ben o saçları diyorsanız, denemediğiniz ürün kalmaz :) Saçlar boyalı olunca işiniz daha da zorlaşıyor, saç uçları yıpranıyor, elastikleşiyor, saçlar nemini kaybediyor, duşta dünyanın kremini uygulayın fayda vermiyor, o saçlar a-çıl-mı-yor! Sonra bir zamanlar reklamlardaki gibi, saçınız açıkken birinin saçınıza dokunası tutuyor ve kilit! Yıllardır hemen hemen her markanın saç bakım kremlerini, duştan sonra saç açmayı kolaylaştıran spreylerini deniyorum, ilk kullanımlarda işe yarıyor gibi görünseler de, bir kaç kullanımdan sonra ya saçta ağırlık hissi veriyor, yağlanmasına yol açıyor ya da sadece güzel bir koku bırakıyorlar. Son zamanlar da yeni bir dostum var! Dostum diyorum, çünkü bugüne kadar hiç kimse hayatımı bu kadar kolaylaştırmadı. Johnson's Baby 'nin kolay saç tarama spreyinden bahsediyorum. İlk gördüğümde açıkçası alıp almamak konusunda kararsız kaldım. Bebeklerin ipek gibi saçlarını açmak için çok fazla bir performansa zaten gerek yoktur, bu ürün boyalı bir saçta ne kadar etkili olabilir ki diye düşündüm. Geçtiğimiz günlerdeki indirim furyasında da dayanamayıp aldım. Almamı tetikleyen sebeplerden biri de daha önce Johnson's Baby 'nin Bed Time isimli vücut şampuanından çok memnun kalmış olmamdı, bebeklerin hassasiyetine göre üretilen ürünler genellikle benim gibi alerjisi olanlar için ideal ürünler oluyor. 
İlk izlenimlerime gelecek olursak, Johnson's Baby saç tarama spreyi benim yıkandıktan sonra karmakarışık, yumağa dönüşen saçlarımı 4-5 püskürtme ile açmayı başardı. Bu saç spreyi sayesinde ekstradan bir bakım yağı sürmeme de gerek kalmadı çünkü içerisinde az miktarda da olsa argan yağı mevcut. Hiç bir şekilde saçımı yağlandırmadı ve ağırlık hissi vermedi. Zaten yapısı da adete su kıvamında. Kokusuna gelecek olursak şu şarkıyı hiç abartmıyorlar doğrusu, saçlarım ipek gibi kokum bebek gibi <3 :)
İçeriğinde parıltılı vücut yağları gibi herhangi bir sim yok yalnız vadettiği ışıldayan parlaklık  gerçek! 200 ml' lik kutusuyla adete bir mucize spreyi diyebilirim. Gün ışığında canlı ve sağlıklı görünen saçlarıma geri kavuştum, hem de sanki hiç boya yokmuşcasına.
Deneyenleriniz olursa umarım benim kadar memnun kalır. Herhangi bir kozmetik marketten satın alabilirsiniz. Güncel fiyatı 13 TL civarında.
Bu sprey ışıldayan parlaklık serisinin devam ürünü, şampuanı ve saç kremini henüz denemedim. Deneyenleriniz varsa yorumlarınızı aşağıdaki kutucukta benimle paylaşmayı unutmayın.
Haftanın tamamlanmasına kısa bir süre kaldı. Havalarda serinlemiş, yağmur da tatlı tatlı yağarken sonbahardan kışa geçmenin tadını çıkartın.
Seygiyle kalın,
EK

Aşağıdaki linke tıklayarak Gmail hesabınız ile bloğuma üye olmayı unutmayın:


17 Kasım 2015 Salı

ACQUA di GIOIA EDP - GIORGIO ARMANI PARFÜM iNCELEMESi


Mis gibi kokularla devam ediyoruz haftaya.
Salı gününün konuğu fresh, kalıcı, her mevsime ayak uyduran, tertemiz bir parfüm:
 Acqua di Gioia.
Yeni yıl öncesi, özellikle Kasım ayından başlayarak çeşitli kozmetik mağazaları indirime giriyor. Bu dönem de sevdiğiniz parfümleri vücut losyonları ile birlikte indirimli fiyata yakalama fırsatınız çok fazla. Vücut losyonu ile desteklenen kokular daima teninizde daha uzun süre kalıcılık sağlar. 
Bir parfümün tüm içeriğini tek koklayışta anlama yeteneğine maalesef sahip değilim, fakat; bu parfüm için limon ve yasemin kokusunun gayet net hissedildiğini söyleyebilirim. Ben genellikle tek bir parfüme kilitlenip kalmam, farklı şeyler denemeyi severim ama normalde fresh kokuları daha çok yaz aylarında kullanırım. Bu parfümün de deniz havası taşıyan, adeta güneş'e, yaz'a ithaf edilmiş bir etkisi var ama içeriğindeki limon sizi yanıltmasın, ekşi bir koku değil, kendine has yoğunluğuyla teninizle kolayca bütünleşiyor. Bir kokuya çok fazla somut anlamlar da yükleyemem, bende kalıcı olan bir parfüm bir başkasından uçup gidebilir veya çok şekerli koku seven birisi bu parfümü tercih etmeyebilir. En güzeli beğeneceğinizi düşündüğünüz kokuyu almadan önce gidip deneyin ve gün boyu üzerinizdeki kalıcılığını test edin. Ben, bu parfümü kış aylarında da yazı anımsayarak, severek kullanabileceğinizi düşünüyorum.


Kısacası konumuzun özeti, daha önce de burada yazdığım yazımda olduğu gibi, mis gibi kokmak!
Temiz kokmayı sevdikten sonra canınız hangi kokuyu istiyorsa, bütçeniz hangi parfüme yetiyorsa onu sürün, yeterki sürün, sürelim, sürünelim =) Abartmadan ama :) Boğmaya boğulmaya da gerek yok =)
Şu bir gerçek ki, güzel kokular insanı inanılmaz güzel motive ediyor.
Bir işe başlamadan önce sevdiğiniz bir kokuyu sürerek daha motive halde işinizi devam ettirebilirsiniz. Ya da bulunmak istemediğiniz bir ortama denk gelirseniz, sevdiğiniz kokunun arkasına sığınarak mutlu olabilirsiniz. Deneyin ;) 
Güzel bir salı günü olsun hepimize.
Sevgiyle,
Mis gibi kalın,
EK

Aşağıdaki linke tıklayarak Gmail hesabınız ile bloğuma üye olmayı unutmayın:

16 Kasım 2015 Pazartesi

RIMMEL LONDON - LOVE GLITTERS PIRILTILI OJE


Tam manasıyla "Yeni Yıl" ruhunun ortasındayım :)
Yılın en umutlu, en mutlu mevsimi, en güzel son iki ayıdır benim için <3
Bu zamanlarda heyecanla yeni yeni süsler arar, heyecanla çam ağacımı süsler, çocuk gibi hediyeler alarak ağacın altına dizer,  31 Aralığı iple çekerim. Evde her yerden bir pırıltı sallanır, küçük küçük çanlar çalar, yeni yıl şarkıları hiç bıkmadan usanmadan listelenerek dinlenir de dinlenir :) Tüm bunları herhangi bir din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin sadece mutlu olmak, dolayısıyla mutlu etmek için yaparım. 
Bu sene Kasım ortası itibariyle minik minik hazırlıklara başladım. İlk pırıltılı, ışıl ışıl paylaşımım ise Rimmel London'ın yeni çıkarttığı ojelerinden, "top coat" yani son kat olarak uygulanan ışıltılı ojesi olsun istedim :) Ben içerisinde sarı ve rose altın pırıltıları olanı aldım. Kırmızılı, mavili çeşitli renkleri mevcut. Siz de bu zamanlarda ışıltıyı seviyorsanız veya yeni yıl gecesi için minik parıltılar arıyorsanız, bu ojelere bir şans vererek Watsons mağazalarına bir göz atın derim. 
Son kat olarak sürülen bu tarz ojeler hem verdiği parlaklıkla göze hitap ediyor hem de ojenizin dayanıklılığını arttırarak tırnaklarınızda uzun süre kalmasını sağlıyor.

031 Mistletoe Mischief (Yaramaz ökseotu:))

2016'ya yaklaşırken her şeyin isteklerimiz doğrultusunda, kusursuz bir şekilde gerçekleşmesini diliyorum, tüm ışıltılar, yenilikler bizimle ve sevdiklerimizle olsun.
Bir de Nat King Cole' den en sevdiğim yeni yıl şarkısını armağan ediyorum hepinize: 


Sevgiler,
EK

Aşağıdaki linke tıklayarak Gmail hesabınız ile bloğuma üye olmayı unutmayın:

Follow my blog with Bloglovin

7 Kasım 2015 Cumartesi

VINTAGE - KURUTULMUS GÜLLER iLE HEDiYELiK HAZIRLAMA


Benim en sevdiğim çaydır gül çayı <3 Mis gibi kokusu, beni sonbahardan kış'a doğru yolculuğa çıkartır ve kendi içimdeki vintage dünyamda kaybolur giderim.
Peki çok sevdiğiniz şeyleri sizin için çok anlamlı bir günün anısı olarak saklasa sevdiğiniz herkes, güzel olmaz mı? İşte ben de evlilik arifesinde tam da bu soruyu sordum kendime :)
Evleneceğimiz yerin adının "Rose Garden" (Gül Bahçesi) oluşu mu dersiniz, çiçeğim, dantelim, saçım, davetiyemiz mi dersiniz, gül çayı aşkım ve gül şeklinde ikramlık bezeler mi dersiniz, açılmış pembe güllerin güzelliğimi dersiniz bilmem ama gül reçeline kadar hatta parfümümün Şam gülü notalarına kadar uzatabilirim konuyu :)
İsteyenin çay olarak demleyip içebileceği ve tadıyla kokusuyla bizi güzelliklerle hatırlayabileceği, isteyenin görüntüsüyle saklayıp arada bir açıp koklayarak yine bizi sevgiyle anabileceği bir hatıra bıraktığımızı düşünüyorum. Neticede güzel bakan herkes bizi güzel görüyor zaten.
Yapmaya karar verdikten sonra, malzeme alışverişi ardından kısa bir süre  içerisinde minnak şişelerimizi tamamladık.
Sizin için önemli olan herhangi bir gününüzde buna benzer şeyler hazırlayabilir veya 
hazırlatabilirsiniz. Yeter ki hayalleriniz ve içinde yaşadığınız masallarınız gerçek olsun <3





Bizim için birer avuç mutluluk taşıyan herkese sevgiyle <3


Şimdi bir bardak gül çayı demleyerek ruhumun vintage yanını beslemeye gidiyorum. Bir de tatlı bir tavsiye; Diego Garcia'dan "Roses and Wine" dinleyin ;)
Size mis gibi bir hafta sonu diliyorum.
EK

Aşağıdaki linke tıklayarak Gmail hesabınız ile bloğuma üye olmayı unutmayın:

4 Kasım 2015 Çarşamba

KIEHL'S ULTRA FACIAL YÜZ KREMi


Merhaba Kasım,
Merhaba Kış!
Soğuk mevsimlerden en çok cildimiz etkileniyor, o yüzden cilt tipimize uyan ve ihtiyaçlarımız doğrultusunda bir nemlendirici seçmeliyiz. Ben Kiehl's markası ile Ankara da tanıştım, hala İzmir de yok ancak en sonunda online mağazasını açtılar, internet üzerinden kolayca sipariş verebilirsiniz.
Kiehl's aslında 1851 yılında New York da kurulmuş olan bir eczane. Bu sebepten dolayı da hep doğal ürünler üreterek günümüze kadar gelmiş. Burayı tıklayarak marka hakkında tüm detaylı bilgileri edinebilirsiniz. Ben mağazayı ziyaret ettiğim de cilt uzmanları küçücük bir aletle cilt tipimi test ederek ihtiyacıma uyan bir nemlendirici ile tanıştırdılar beni; Ultra Facial Cream. Bu krem 24 saat boyunca ciltte nemi hapsetmeyi vadediyor. Sırf onunla da kalmıyor, dediğini gerçekleştiriyor.
Gün boyunca cilde su takviyesinde bulunarak soğuk ve sert hava koşullarında cildin rahatlamasını sağlıyor. Hafif bir formülü var, cilt tarafından kolayca emiliyor.
Yaptıkları test sonucunda cildimdeki nem oranının çok düşük seviyede olduğunu söylemişlerdi. Karmadan kuruya dönük, alerjik cildime bu krem ilaç gibi geldi. Ankaranın karlı ve buz gibi havasından İzmire gelmiş olmama rağmen kremi hala etkili bir şekilde kullanmaya devam ediyorum.
Kiehl's hemen hemen her ürünün deneme boyuna sahip. Ayrıca denemek istediğiniz ürünlerin testerlarını da bonkör bir şekilde çekinmeden veriyorlar. Aynı serinin yüz temizleyicisi ve toniğini de denedim. Elimdekiler bittiğinde onların da tam boylarını alarak devam etmeyi düşünüyorum. Normalden yağlıya dönük cilt tiplerine uygun olan versiyonları da mevcut.
50 ml lik boyunu 75 TL ye, 125 ml lik boyunu da 152 TL ye satın alabilirsiniz.
Ben 50'liğini Nisan ayından beri her gün kullanıyorum, bitmedi =)
Cilt tipimiz ne olursa olsun neme her zaman ihtiyacı vardır, bunu unutmayalım.
Erken yaşlanmayı önlemek için de cildin nem dengesini korumamız gerekmektedir.
Tabi ki bol bol da su içmeli =)
Cildiniz, özellikle önümüzdeki soğuk kış günlerinde nemli, sağlıklı kalsın.
Sevgiler,
EK

Linke tıklayarak Gmail hesabınız ile bloğuma üye olabilirsiniz:

27 Ekim 2015 Salı

CHANEL VITALUMIERE AQUA FONDÖTEN


Güneşli bir İzmir'den merhabalar!
Daha önce Soleil Tan De Chanel Krem Bronzer hakkındaki yazımda, Chanel Vitalumiere Aqua'dan bahsedeceğimin haberini vermiştim.
Hatta Krem Bronzer uygulayacağım zaman önce bu fondöteni sürdüğümü, ikisinin birbirini çok güzel tamamladıklarını anlatmıştım. Buradan  o inceleme yazımı da okuyabilirsiniz.
Öncelikle belirtmek isterim ki, çok fazla fondöten kullanan birisi değilim. Hatta özel günler dışında hiç kullanmıyorum diyebilirim. İhtiyaç dahilinde kullanılan her şeyi doğru bulurum, fakat kapatmaya değer bir kusuru olmayan cildi, fondöten ile gözeneklerini kapatarak havasız bırakmak çok bilinçsiz ve yanlış bir alışkanlık olarak gelir bana. Diğer taraftan, cildinde kusur olduğunu düşünen ve kapatmaya ihtiyaç duyan pek çok insan var. Fondöten bu gibi durumlarda insanın kendisini iyi hissetmesi için çok doğru bir tercih olabilir, tabi ki abartmadan uygulandığı sürece. Yağlı boya etkisiyle, ciltte kalıp gibi duran, pul pul bir görünüm veren fondöteni kimse sürmek istemez zannederdim ama arada bu tip görüntülerle de karşılaştığım oluyor. Halka sesleniş niteliğinde bir giriş oldu :) 
Belirtmeden geçmek istemediğim noktalar var, abartılı ve yapay cilt görünümü veren fondöten uygulanması da bunların en başında geliyordu, o yüzden değinmeden geçemedim. 
Gelelim Chanel Vitalumiere Aqua'nın özelliklerine:
Bendeki rengi '22 Beige Rose'. Kesinlikle kapatıcılık etkisi yüksek bir fondöten değil, kapatıcılığına 10 üzerinden 5 verebilirim. Bu benim için olumsuz bir özellik değil, çünkü; zaten adı üzerinde su bazlı olduğu için büyük bir kapatıcılık vadetmiyor. Benim de yoğun bir kapatıcılığa ihtiyacım olmadığı için yalnızca cildimdeki renk eşitsizliklerini, kızarıklıkları nötürleyerek, beklentilerimi karşılamış oluyor. Ayrıca yapısından dolayı hafif bir ışıltı kattığını da söyleyebilirim ama asla yağlı bir görünüme sebep olmuyor, cilt herhangi bir kusma yapmıyor. Benim kuru-karma, alerjik cildim de, uyguladığımda herhangi bir reaksiyon göstermedi. Daha önce bir Diorskin Forever pişmanlığım olmuş, yoğun parfüm içeriği ile suratım yanar dağ gibi kızarıp kabarmıştı fakat Chanel Vitalumiere Aqua da böyle bir durumla karşılaşmadım. 
Chanel'in her ürününde olduğu gibi bu fondöteninde de kendine has, kremsi, ferah bir kokusu var. Ayrıca 15 güneş koruma faktörü içeriyor, bu özelliği ile de cazip bir ürün kategorisinde. İçerisine koydukları bilye sayesinde kullanmadan önce çalkalama işlemi eğlenceli, ritimli bir işe dönüşüyor, en azından benim için öyle :) 30 ml'lik kutusunda satılan bu fondöten benim gibi sık fondöten uygulamıyorsanız bitmek bilecek cinsten değil. Çok az bir miktar neredeyse tüm yüzünüze yetiyor. 
Ben yaklaşık bir sene önce Tunalı Hilmi /Sevil mağazasından satın almıştım, şimdiki fiyatı 140-150  TL civarında sanırım. Çok hızlı tüketmediğim için, bir defalığına bu parayı vermeyi hakeden bir fondöten olduğunu düşünüyorum. 
Alerjik reaksiyon gösteren bir cilde sahip olduğum için zaten bir kaç farklı marka fondöteni aynı anda kullanamıyorum, bu sebeple tek ürünle yoluma devam ediyorum=)
Her makyaj ürünün de yaptığım gibi bu fondöteni de almadan önce cildime uygulatıp bütün gün gözlemleyerek, cildime uyduğunu gördükten sonra satın aldım. Hem bu şekilde, fondötenin gün ışığında da cilt tonunuza uyup uymadığını daha iyi anlayabilirsiniz. Öbür türlü, kozmetik mağazalarındaki ışıklar sağ olsun doğal duruyor zannedip çıkıyorsunuz, eve gelip aynaya bakınca aman tanrım, fiyasko! Siz siz olun, denemeden hiç bir şeyi satın almayın ;) Son olarak da çok önemli bir tüyo; cildiniz yağlı bile olsa, cildinizin yağ oranını dengeleyen bir nemlendirici kullanarak fondötenden önce muhakkak cildinizi nemlendirin. Bu şekilde nemlendirici hem fondötenden önce bir bariyer niteliği taşıyacaktır, hem de fondötenin cildinizde daha doğal durmasını sağlayacaktır.
Başka bir gün görüşmek üzere, 
Sevgiler
EK

Aşağıdaki linke tıklayarak Gmail hesabınız ile bloğuma üye olmayı unutmayın:


21 Ekim 2015 Çarşamba

FAVORi SONBAHAR FARLARI / GOSH-RIMMEL LONDON



Herkese Merhabalar!
Sonbaharın favori rengi, bronz-bakır-kremit arası farlarımı anlatayım dedim ama sonbahar da bitti bitecek. Yapraklar kuruyup döküldükçe, doğa da en sevdiğim renk bu. Ankara da okurken daha da çok severdim bu mevsimi, karasallık mı desem, ağaçlarımı desem ne desem bilemiyorum ama bir başkaydı sonbahar orada. Daha çok kiremit renkliydi yapraklar...
Konumuza hızlıca başlıyorum. 
Buğday ten de rengini daha çok belli eden, göz kapağına uygulamadan önce altına bir far bazı uygulandığında kalıcılığı daha da artan, benim gözümden kiremit rengi ama  bronz ve bakır olarak da adlandırılan iki fardan bahsedeceğim.

 İlki, RIMMEL LONDON- 006 BRONZE MAGNATE :


Rimmel London'ın bu toz farı uçuş uçuş bir far değil. Sürer sürmez veya zaman geçtikçe göz altlarına inmiyor. Bunun yegane sebebi yapısı mı diye kesin konuşamam çünkü altına bir far bazı uyguluyorum, o şekilde daha da çok sabitlenmiş oluyor. Parmaklarımla yaydıktan sonra bir karıştırma fırçası kullanmayı tercih ediyorum.
Bu ürün ilk çıktığında Watsons' ın bir bayram indiriminden heycanla almıştım ve taşınırken sizlere ömür... Başka bir bayramda yeniden kavuştuk kendisiyle :)
Yani şair burada çok hassas olduğundan, çantaya atılmaya, heleki düşürmeye gelmediğinden bahsediyor :) İndirimsiz fiyatını tam olarak hatırlamıyorum ama 10-15 TL den fazla olduğunu zannetmiyorum. Kalıcılığı, rengi, pürüzsüz ve ipek gibi dokusu göz önüne alınırsa ucuz bile sayılır. Benim gibi düşürüp kırmazsanız ve her gün sürmezseniz de yıllarca sizinle kalabilir.
(Bir far'a çok fazla anlam yüklediğim doğrudur).

Diğer şahane far:  GOSH MINERAL WATERPROOF EYE SHADOW- 004 COPPER


Söylenebilecek çok şey var bu far için: Kalem şeklinde, açılıp kapanabilen mekanizmalı, ambalajı ile MAC ve KİKO ürünlerini anımsatan, suya dayanıklı, mineral kategorisinden... Başka başka renkleride mevcut tabi ki. Detaylı olarak incelediğimde sadece ambalajı ile değil, kalitesi, yapısı ve kalıcılığı ile de az önce bahsettiğim iki markanın farlarına çok benzediğini gördüm. Rimmel London'ın farı ile karşılaştırdığımda ise suya dayanıklı bir far olduğu için Gosh'un daha kalıcı olduğunu söyleyebilirim. 
Fiyatını 15-20 TL arasında olarak hatırlıyorum ama yine bir indirime denk getirirseniz daha ucuza sahip olabilirsiniz.


1 Numara  RIMMEL LONDON
2 Numara GOSH
Rimmel London ürünlerine Watsons mağazalarından, Gosh ürünlerine ise Gratislerden ulaşabilirsiniz.
Sorularınız ve yorumlarınız olursa aşağıya yorum kısmına bırakmayı unutmayın.
Sonbaharın tadını çıkartmaya bakın,
Kış aylarında da sonbahar renkleri ile kalın,
Sevgiler,
EK

Aşağıdaki linke tıklayarak Gmail hesabınız ile bloğuma üye olmayı unutmayın:

18 Ekim 2015 Pazar

VINTAGE - ANI DEFTERi HAZIRLAMA



Merhabalar!
Pazar gününden bir vintage fikir gelsin istedim ve kraft kağıtlarının verdiği nostaljik etkiyle seçimimi "Anı Defteri Hazırlama" dan yana kullandım.
En mutlu gününüzde sıradan, beyaz sayfalı hazır defterlerdense kendi emeğinizle hazırladığınız, manevi açıdan çok anlamlı olan bir anı defteriniz neden olmasın?
Hazırlamanız için herhangi bir kırtasiyeden bulabileceğiniz eskiz defteri, kraft paket ipi, renkli kurdeleler, sulu boya ve de  annenizin yıllardan beri salonunda duran krem rengi yapay güller yeterli :)
Bir de hazırlarken sizinle olması gereken en önemli şey: sizi çok seven insanlar.
Gelelim bu defterin nasıl ortaya çıktığına...

Önce güller saplarından ayıklanıp sulu boya ile konsepte uygun pembe tonlarda boyandı.


Ardından, acaba kapağı nasıl dizayn etsek bu güllerle diye düşünürken, yıllardır bileğimizde dolaşan, sembol haline gelen baş harflerimizi kalıp alarak, silikon tabancası yardımıyla yapıştırmaya karar verdik. Son olarak da, kraft ipi ile tül kurdeleleri defterin tellerinden geçirerek süsledik.


O önemli gün geldiğinde, bizimle içten bir kaç satır bir şeyler paylaşmak isteyen herkes renkli kalemler ile duygularını çizdi,boyadı,karaladı.




Bu şekilde bir anı defteri hazırlayarak, yıllar geçtikçe daha da vintage gözüken, daha nostaljik olan, salonumuzu süsleyen bir anı defterimiz olmuş oldu.
Herşeyden en kıymetlisi de içindekiler. İşte bazıları:



Yeni haftada,
Sizi sevenlerle,
Mutlu,
Vintage'lı kalın.
Sevgiler,
EK

Dip Not: Birlikte hazırladığımız Eşime, Semoşa, Yıldoşa, Neşoşa, Zeynoya, Zülüye ve duygularını paylaşan tüm özel insanlara sevgilerle...

Aşağıdaki linke tıklayarak Gmail hesabınız ile bloğuma üye olmayı unutmayın:


15 Ekim 2015 Perşembe

FAVORi MAKYAJ TEMiZLEME ÜRÜNLERi / BIODERMA-LANCOME-ROSENSE



Makyaj yapmak zevkli, peki çıkartmak sizin için de dert mi? Eğer doğru temizleme ürünlerini seçerseniz günün sonunu düşünmeden rahatça makyaj yapabilirsiniz. 
Temizleme ürünlerini seçerken dikkat etmemiz gereken en önemli şey ise cilt tipimiz. Cilt tipimizi bilirsek yanlış bir ürün tercih etmemiş oluruz. Bir ürüne iyi veya kötü diyebilmem, ürünün kendi cildime göstermiş olduğu uyumla alakalıdır. Cildimde işe yaramayan, cildime uymayan bir ürün başka birisinin en sevdiği olabilir. Bu sebeple kozmetik mağazalarında ürün alırken cilt tipinize göre ürün yönlendirmeleri yapıldığından emin olmalısınız.
Yıllar önce, bütün günün yorgunluğunu taşıyan cildime, bir parmak dokunuşuyla sizinki yağlı bir cilt deyip Clinique'in en alkollü toniğini sattıklarını hatırlıyorum. Sonuç, bir dermotolog gözünden, alerjik reaksiyon gösteren kuruya dönük karma olduğu anlaşıldı.

Burdan yola çıkarak size en sevdiğim,kendi cilt tipime uyan, işimi kolaylaştıran 3 makyaj temizleme/cilt bakımı ürününü, kullandığım sırayla anlatacağım. 


Öncelikle eve gelir gelmez makyajdan kurtulmak için yüzüme ve gözlerime aynı anda uygulayabildiğim BİODERMA Sensibio H20'dan bahsetmek istiyorum. Bu makyaj temizleme suyu genellikle Garnier'in makyaj temizleme suyunun pahalı versiyonu olarak gösteriliyor. Ancak ikisinide denemiş biri olarak söyleyebilirim ki; Bioderma, rimel ve eyeliner ile makyajınızı yoğun uyguladığınız günlerde, göz kapaklarınızı tahriş etmeden tek dokunuşla çıkartıyor hepsini. Garnier için kendi adıma aynı şeyi söyleyemem, 3-5 pamuk heba ediyorum hala banamısın demiyor, göz kapaklarım kızarıyor. Annem ise benim aksime daha memnun Garnier'inkinden  çünkü; göz makyajını benim kadar yoğun yapmıyor ve cilt tiplerimiz farklı. Ayrıca Biodermanın 500ml olduğunu göz önünde bulundurup miktar ve fiyat bazında Garnier ile karşılaştırdığınızda Biodermanın çok da pahalı  olmadığını görebilirsiniz.
Karşılaştırma yazısı tadında oldu, Bioderma'dan tekil olarak anlatmaya devam ediyorum.
kozmela.com Biodermayı satın alabileceğiniz en uygun yer, ikili olarak 63 TL gibi bir fiyata alabiliyorsunuz, kargonuz elinize kısa bir sürede ulaşıyor. Eczanelerde çok daha pahalı satıldığını gözlemledim. Ayrıca gözlerime yanlışlıkla temas ettiğinde hiç yakmadığını, içeriğinin adeta su gibi temiz göründüğünü söyleyebilirim.


Gelelim ikinci aşamaya: cildimizi arındırmak. Makyajımı iyice çıkarttıktan sonra bir de güzelce köpürterek temizlemekten yanayım. Lancome'un tek bir ürününü seç deseler bir tek seninle devam ederim benim canım✔️
Hassas, alerjik , karma gibi görünen ancak karmadan kuruya dönük, nemsiz bir cildiniz varsa, bu sebeple içerisinde pieling etkili granüller olan yüz temizleme jelleri veya kremleri yüzünüzü yıpratıp zarar veriyorsa, kullanmanız gereken krem/köpük formdaki tek temizleme ürünü Lancome Creme-Mousse Confort Pembiş olandır. İçeriğinde beyaz nilüfer ve Fransız gülleri var. Yüzünüzü yıkayıp köpürterek temizledikten sonra cildinizde mis gibi gül kokusu bırakıyor, verdiği yumuşacık, temiz bir his de cabası. Aynı ürünün karma ve yağlı ciltler için üretilmiş olan mavi rengide mevcut.
Ürünü Sephora, Tekinacar ve Sevil mağazalarında bulabilirsiniz. Güncel fiyatı 85 TL, ürün performans tarafından incelendiğinde verdiğiniz bu parayı hak ediyor mu? Kesinlikle evet. Yüzüme ne sürersem süreyim alerji yaptı, kabarttı, kızarttı. Güzel bir avantajı var, her sabah akşam temizlememe rağmen benimki 9 ay boyunca bitmedi,yani ay başına 9 TL civarı bir miktar düştü. Piyasada Garnier, Loreal, Diadermine ve benzeri uygun fiyatlı ürünlerin hepsini denedim, ayrıca Clinique in bile alerji yaptığı bir dünyada Lancome benim için eşsiz, benzersiz. Tabi ki en başta da söylediğim gibi her ürünün her ciltteki etkisi farklıdır, denemeden bilemeyiz, bulduğumuz zaman da bir ömür onunla geçsin isteriz.



Makyajımızı Bioderma ile sildik, Lancome ile yüzümüzü yıkadık, sıra geldi tonikleme işlemine. Bu aşama benim için hayati bir önem taşımazdı eskiden, taki ciltte kalan makyaj ve sabun kalıntılarını temizlediğini, cildime nem verdiğini deneyimleyene kadar.
Bugüne kadar çok fazla tonik denedim, onlarla da ilgili yakın gelecekte bir yazı derleyeceğim. En sonunda doğru toniği buldum; doğal gül suyu! Evet evet bildiğimiz aşurelerin üstüne dökülen, mevlütlerde ikram edilen, anneannelerimizin evinden eksik olmayan yegane su :) E,e eski toprakların bir bildiği varmış. Gül suyunun markasının önemli olmadığını düşünüyorum, ben Rosense marka olanı aldım. Tüm yüzüme ve boynuma uyguluyorum, mis gibi kokusunun yanı sıra verdiği nem paha biçilemez benim için. Ayrıca kremden önce de cildin kremi emmesi için bir basamak oluyor tonikleme.

Tüm bu uzun yazıyı zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ediyorum, bu kadar uzun olacağını tahmin ettim ama önemli noktalara değinmeden geçemezdim.
Sizlerin günlük cilt temizleme ürünleri neler? Hangi ürünlerden memnun kaldınız, hangilerini beğenmediniz? Önerilerinizi, sorularınızı ve düşüncelerinizi yorum olarak aşağıya bırakmayı unutmayın.
Cildinize iyi bakın, 
Sağlıklı kalın,
En önemlisi BARIŞ ile kalın,
Sevgiler,
EK

Linke tıklayarak Gmail hesabınız ile bloğuma üye olabilirsiniz:

9 Ekim 2015 Cuma

SEPHORA KISS ME RENKLi DUDAK NEMLENDiRiCiSi


 Sephora'nın  3 al 2 öde ruj kampanyalarına bayılıyorum. Eğer olurda bir Sephora mağazasında bulursanız kendinizi sakın bu mis kokulu, dudakları yumuşacık yapan ve saatlerce verdiği nemle etkisini sürdüren balmlardan almayı unutmayın.
Yumurta şeklindeki bu minnak balmlar birbirinden güzel renklere sahip. Hele ki kampanya fırsatını yakalarsanız ister kendi koleksiyonunuz için isterseniz de sevdikleriniz için stoklayın derim. 
Ben, bu yazın da trendi olan, 04 Melon Sorbet kodlu turuncu rengini seçtim. Çok koyu olmamakla birlikte tatlı mı tatlı bir şeftali rengi etkisi veriyor, kavun kokusu da cabası.
Ara ara tazeleyerek rengini tüm gün muhafaza edebiliyorum. Bana kendisini sevdiren en güzel yanı da yapış yapış bir his bırakmaması oldu.
İzmir/Alsancak mağazasından satın aldığım bu balmın en kısa zamanda pembe olanından da almak istiyorum. Bu arada sadece balmlarda değil tüm sephora rujlarında ara ara kampanyalar oluyor. Ben bununla birlikte  2 adet de dudak mürekkebi olarak adlandırılan Sephora'nın Rouge Infusion'larından aldım, onlar da başka bir gönderide paylaşılmayı bekliyor.
Tatlı mı tatlı bir hafta sonu geçirmenizi diliyorum. 
Renkli kalın,
Sevgiler,
EK


Linke tıklayarak Gmail hesabınız ile bloğuma üye olabilirsiniz:

7 Ekim 2015 Çarşamba

VINTAGE - KOL SAATi



Merhabalar, vintage bölümünde bugün çok otantik bir saat var.
Anneninizin gençliğinden veya anneannenizden kalma eski bir saatiniz varsa, o saat bozuksa, saatçi tamirinin mümkün olmadığını söylüyorsa, siz de işlevselliğindense görünümüne değer veriyorsanız, çok güzel bir fikrim var.
Saatinizin maneviyatını, kurutulmuş güllerin verdiği nostaljik etkiyle birleştirerek daha da anlamlı hale getirebilir, antika saatinizi daha da vintage yapabilirsiniz :)



Yapmanız gereken şeyler basit. Önce ince bir gözlük vidasıyla saatin arkasını açıyoruz. Eski saatler özellikle yanlardan kolay açılıyor. Ardından kuru gül tomurcuklarının yapraklarını ayırıyoruz ve saatin içine yerleştirip yeniden kapatıyoruz.
Sizin için önemli bir saat varsa, o saatin olduğu numara ortada kalıcak şekilde de yerleştirebilirsiniz yaprakları.
Başka bir seçenekte, eski siyah-beyaz bir resmi saatin kadranına sığacak şekilde küçültüp güller yerine vintage bir fotoğraf kullanmak olabilir, sizin zevkinize kalmış.
Hayalleriniz ve anılarınız doğrultusunda, papatya yaprakları veya mimozalar da kullanabilirsiniz.



Anılara sahip çıkmanın çok güzel bir yolu oldu, zamanı güllerle bezemek.
Vintage' lı kalın,
Sevgiler
EK

Linke tıklayarak Gmail hesabınız ile bloğuma üye olabilirsiniz :

6 Ekim 2015 Salı

SOLEIL TAN DE CHANEL KREM BRONZLASTIRICI


Günün tercih edilesi makyaj ürünü, mis gibi çikolata kokulu bir krem bronzer, 
SOLEIL TAN DE CHANEL 
Bloğum hazırlık aşamasındayken ilk olarak instagram üzerinden paylaşmıştım bu ürünü, artık olması gerektiği yerde yerini aldı, bloğumda :)
Ah biz kızlar, pek çok makyaj ürününü sırf güzel kokuyor diye alırız ama bu bronzer güzel kokusunun yanı sıra tüm övgüleri hakediyor.
Ben, çok fazla ten ürünü kullanmayı tercih etmiyorum, hele ki yaz aylarında hiç kullanmadım diyebilirim. Ancak havaların serinlemesi ile hafif bir fondöten uygulamasından sonra hatta bazen onu bile yapmayarak, sadece göz altı kapatıcımı pudra ile sabitledikten sonra direk kontürleme bölgelerine uyguluyorum. Özellikle kolay uçabilecek toz ürünlerdense bu tarz  krem formdaki ürünleri kullanmayı tercih ediyorum. 
Maalesef bu ürünün, uzun bir süre ülkemizden çekildiğine dair haberler yayılmıştı, İzmir'de hiç bir yerde bulamamıştım. Güzel haberi bundan bir iki ay önce Alsancak Sephora'daki güzellik uzmanı verdi. Chanel, gelen yoğun ilgiye dayanamamış olacak ki bronzer'ının sınırlı sayıda da olsa belirli aralıklarla Sephoralar'da satışa sunulacağının haberini vermiş. Alsancak Sephora da iki adet olduğunu görünce birini kapmıştım. Ara ara mağazaya uğradığımda hala denk geliyorum, eğer bulamazsanız da başka şubelere de sordurarak ayırtıp alabilirsiniz, bir şekilde bir şubede bulunuyor.
30gr'lık paketi çok uzun bir zaman tükenmek bilmeyecek cinsten. Chanel, sade ve şık paketlemesinden hiç bir zaman vazgeçmeyecek gibi duruyor.


Her şeyden öte bu kadar doğal bir tona sahip olan bronzer görmedim ben, her cilt rengine uygun bir duruşu var. Ayrıca, makyaj bazı işlevi de var. Benin için en güzel yanı , kontürleme işleminin baş tacı olması oldu, bu sebeple gelin makyajımda en sevdiğim kısımdı. Sabah 10'dan gece yarılarına kadar bir gram dağılmadan, bozulmadan yüzümdeydi, onca hareket etmeye, öpüşmeye, dansa rağmen bana mısın demedi.

İki aylık deneyimime dayanarak söyleyebilirim ki, pek çok ürüne reaksiyon gösteren kuruya dönük karma, hassas ve alerjik cildimde hiç bir tepkimeyle karşılaşmadım.
Ben bu bronzer'ı eğer fondötenin üzerine uygulayacaksam genellikle Chanel'in diğer bir ten ürünü olan VITALUMIERE AQUA fondötenini kullanmayı tercih ediyorum. Bu hafta bu fondöten hakkında da bir inceleme yazısı paylaşacağım, o sebeple şimdilik daha fazla ayrıntıya girmiyorum. 

Unutulmaması gereken çok önemli bir şey var. Makyaj malzemesi satın alırken sadece  markasına önem vermektense her zaman cildiniz neye uyum sağlıyorsa ve sağlıklı duruyorsa onu tercih etmelisiniz. Görüp, duyup hemen almadan önce, ürünü mağazalarda cildinize uygulatıp, mümkünse o gün boyunca cildinizdeki duruşunu, cildinizin reaksiyon gösterip göstermeyeceğini takip ettikten sonra alın. Pahalı olan her ürün size uyar, alerji yapmaz diye bir şey söylemek asla doğru değildir. Önümüzdeki günlerde high end yani yüksek kalite markaların yanı sıra pek çok drugstore yani onlara muadil olabilecek markalardan da ürünler tanıtıyor olacağım.

Kendinizi iyi hissettiğiniz güzel bir gün olsun,
Sevgiler,
EK
Linke tıklayarak Gmail hesabınız ile bloğuma üye olabilirsiniz: